top of page

Konya Tarihi Eserler Ve Turistik Yerler hakkında bilgiler

Konya her tarafı tarih kokan bir şehirdir. Selçuklular, Karamanoğulları ve Osmanlılar bu ilde çok sayıda ve değerli tarihi ve sanat eserleri bırakmışlardır. Türk tarihinin en eski ve kıymetli eserlerini sinesinde barındıran Konya, ayrıca bir gönül diyarıdır. 

Önemli bir turizm merkezi olan Konya’da Aralık ayının ilk Pazar gününden 17 Aralıka kadar devam eden Mevlana Haftası; 5 Temmuzda başlayıp bir hafta devam eden Akşehir Nasreddin Hoca şenlikleri; 25-30 Ekim arasında yapılan Âşıklar Bayramı; 9 Eylülde yapılan Cirit Yarışmaları ve 1971’den bu yana 5 Ağustosta başlayıp bir ay devam eden Konya Fuarı ile turizm faaliyetleri hızlanır. 

Türk mimari anıtlarının zenginliği bakımından Konya, Türkiye şehirleri içinde İstanbul, Bursa ve Edirne’den sonra yer alır. Tarihi ve sanat eserlerinin çoğu kaybolmuş olmasına rağmen çok zengin bir hazineye sahiptir. Selçuklu eserleri en çok bu ildedir. Bozkır ortasında bir medeniyet abidesidir. Başlıca tarihi eserleri şunlardır: 

Konya Kalesi: Varlığı bilinen, fakat yeri bir türlü tesbit edilemeyen tarihi Konya kalesine ait Hastahane caddesinde bir şahsa ait arsada kazı yapılırken 5 m derinlikte 50x70 cm ebadında düz satıhlı halde duvar taşları bulunmuştur. Konya surlarını yeniden inşa edercesine Sultan Alaeddin Keykubad yaptırmıştır. Aynı sultan, Konya iç kalesi ile iç kale sarayını da yaptırmıştır. Bugün hiçbiri yoktur. 

Gevale Kalesi: Takkeli Dağının bir yamacında sarp ve sivri tepe üzerinde yapılmıştır. Bu bölgenin kilit noktasıdır. Haçlı seferlerinde Selçuklu sultanları bu kaleye çekilmişlerdir. Selçukluların siyasi suçluları burada hapsedilmiştir. 

Beyşehir Kalesi: Yapılış tarihi bilinmeyen kalenin sadece kapısı vardır. Sur temelleri toprakla örtülmüştür. Kaleyi 1288’de Eşrefoğlu Süleyman Bey; 1605 ve 1635 senelerinde Osmanlılar tamir ettirmiştir. Kale surlarının duvarları 7,5 m kalınlıkta idi. 

Alaeddin Camii: 1156 senesinde Anadolu Selçuklu Sultanı Birinci Rükneddin Mes’ud zamanında temeli atılıp inşasına başlanmış, zaman zaman duraklamalar geçirmesinden dolayı Birinci Alaeddin Keykubat zamanında tamamlanabilmişti. 1221’de ibadete açılan cami Konya’nın en büyük ve en eski camisidir. Konya şehrinin Alaeddin Tepesi diye anılan yüksek bir noktasına kurulan cami, Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerindendir. Minberi, abanoz ağacından olup, Anadolu Selçuklu ahşap işlemeciliğinin en güzel örnekleridir. 

Sahip Ata Külliyesi: Selçuklu vezirlerinden Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından 1258-1283 yılları arasında yaptırılmıştır. Külliye, mescid, türbe, hanekah ve hamamdan meydana gelmektedir. Çeşitli zamanlarda tamir gören mescid ilk orijinalliğini yitirmiştir. Türbede Sahip Ata ve çocukları medfundur. 

Sadreddin Konevi Camii ve Türbesi: Şeyh Sadreddin Mahallesindedir. Kıble tarafındaki kapısının üzerinde Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait kitabeler olup, Selçuklu kitabesinden 1274 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır. 1899’da tamir gören Caminin mihrabı Selçuklu çini süslemeciliğinin güzel örneklerindendir. Caminin doğu avlusundaki türbenin üzerinde köşeli tambura kaide üzerinde kafesli ahşap külah, 1990 yılında Konya Valiliğince yeniden tamir edildi. 

Mevlana Türbesi ve Mevlevi Dergahı Külliyesi: Türbede dünyaya nur ve feyiz saçan büyük evliya, İslam alim ve mütefekkiri, hak aşığı, Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri medfundur. Selimiye Camiinin doğusunda, Üçler Mezarlığının kuzeyindedir. Külliyenin batısı derviş hücreleri, öbür tarafları duvarlarla çevrilidir. Külliye; Yeşil Türbe, gümüş kapı, mescid, semahane, derviş hücreleri, matbah, Hurrum PaşaTürbesi, Hasan PaşaTürbesi, Sinan Paşa Türbesi, Murad Paşa Kızı Türbesi, Mehmed Bey Türbesinden meydana gelmiştir. 

Yeşil Türbe, hazret-i Mevlana’nın vefatından beş sene sonra 1278’de Mimar Bedreddin Tebrizi’ye yaptırılmıştır. Mevlana hazretlerinin yanında mübarek babası Sultan-ül-Ulema Behaeddin Veled, oğlu Sultan Veled, katibi ve vefatından sonra halifesi olanHüsameddin Çelebi, talebesi Salahaddin Zerkubi, torunları ve yakınları yatmaktadır. Türbenin üzerinde kubbe-i Hadra (Yeşil Kubbe) denilen külah biçiminde on altı dilimli güzel bir kubbe vardır. 

Osmanlı Sultanları hazret-i Mevlana türbesine çok ilgi gösterdiler. Kanuni Sultan Süleyman Han, Irak Seferine giderken hazret-i Mevlana’yı ziyaret edip türbenin yanına bir cami inşa ettirmiştir. Üçüncü Sultan Mehmed Han, esaslı bir tamir ve türbenin yanına medrese, dervişler için hücre denilen 34 daire yaptırdı. Sokullu Mehmed Paşanın oğlu Hasan Paşa türbenin kabristanı ile semahane denilen kısmını birbirinden ayıran gümüş bir kapı ile gümüşten iki basamaklı merdiven ilave ettirdi. 

Türbe ve külliye günümüzde müze haline getirilmiştir. 

İplikçi Külliyesi: Alaeddin Tepesinin doğusunda İkinci Kılıç Arslan’ın vezirlerinden Şemseddin Altunba (Altınağa) yaptırmıştır. Samurcu Ebu Bekr tarafından genişletilmiştir. Cami ve medreseden meydana gelen külliyenin medrese kısmı yıkılmıştır. Kalıntılarına rastlanan medrese Anadolu Selçuklu döneminin ilk örneklerindendir. 

Selimiye Camii: Mevlana türbesinin yanındadır. 1565’te Mimar Sinan’ın yaptığı tahmin edilmektedir. Çift minarelidir. Ak mermerden minberi taş işçiliğinin orijinal örneklerindendir. Yirminci asrın başlarında üslubuna uygun olarak tamir edilmiştir. 

Güdük Minare Mescidi: Akşehir’de Sultan Birinci Alaeddin Keykubat zamanında Muhtesip Eminüddin Hacı Hasan tarafından 1226’da yaptırılmıştır. Kare planlı ve tek kubbelidir. Minaresi baklava biçimli tuğla süslemelidir. 

Taş Medrese ve Mescidi: Akşehir’de Fahreddin Ali Sahip Ata tarafından külliye olarak 1250’de yaptırılmıştır. Günümüze sadece medrese, mescit ve türbe ulaşmıştır. Medrese açık avluludur. Türbe, mescit ve minare çini mozaik süslemelidir. 

Eşrefoğlu Camii: Beyşehir ilçesinin İçerişehir mahallesindedir. Anadolu’daki ağaç direkli camilerin en büyüğü ve orijinalidir. Çeşitli zamanlarda tamir gören caminin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Caminin yanında Eşrefoğlu Seyfeddin Süleyman için yaptırılmış bir türbe vardır. 

İsmail Aka Medresesi: Beyşehir’de Eşrefoğlu Camiinin batısında 1369’da İsmail Aka tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan olan binanın büyük kısmı yıkık vaziyettedir. Medresenin yanında İsmail Aka’nın türbesi bulunmaktadır. 

Lala Mustafa Paşa Külliyesi: Ilgın ilçesindedir. Mimar Sinan’ın yaptığı külliye cami, imaret, arasta ve kervansaraydan meydana gelmiştir. Cami 1577’de kervansaray kısmı ise 1584’te tamamlanmıştır. Arasta’da 12 dükkan vardır. 

İkinci Selim Külliyesi: Karapınar ilçesinde Sultan İkinci Selim tarafından 1563’teMimar Sinan’a yaptırılmıştır. Külliye, cami, kervansaray, hamam, çeşme ve şadırvandan meydana gelmiştir. Külliye çeşitli zamanlarda tamir görmüş, bazı kısımları orijinalliğini kaybetmiştir. 

Şeyh Sücaeddin Türbesi: Musalla Mezarlığındadır. Kesme taştan, gövdesi 6 dilimli, tuğla kubbesiyle orijinal bir yapıdır. Yapım tarihi belli değildir. 

Fakih Dede Türbesi: Burhandede Mahallesinde 1454 senesinde tasavvuf alimi Burhaneddin Fakih için yaptırılmıştır. Kitabesi çok güzel mozaiklerle süslüdür. Türbe, Karamanoğulları devrinde, Selçuklu Mimarisini devam ettiren önemli bir eserdir. 

Nasreddin Hoca Türbesi: Akşehir’dedir. Tamirler yüzünden ilk orijinal yapı özelliğini kaybetmiştir. 1905 yılında Akşehir kaymakamı Şükrü Bey günümüzdeki şekliyle tamir ettirmiştir. 

Seyyid Mahmud Hayrani Türbesi: Akşehir’de ve şehrin batısındadır. 1268’de yaptırılan türbe, Karamanoğlu İkinci Mehmed zamanında tamir ettirilmiştir. Ceviz ağacından olan tek kanatlı giriş kapısı ahşap işçiliğinin ilginç örneklerinden olup, Akşehir müzesindedir. Ahşap sandukalar ise İstanbul Türk-İslam eserleri müzesindedir. 

Tavus Baba Türbesi: Konya’nın mesire ve tarihi yeri olan Meram’dadır. Sultan Alaeddin Keykubad’ın devrinde Konya’da vefat etmiş olan Şeyh Tavus Mehmed el-Hind medfundur. Taş ve tuğladan yapılmış sade bir eserdir. Yanında bir cami vardır. 

Argıt Han (Altınapa Hanı): Konya-Akşehir yolu üzerinde Şemseddin Altunba tarafından 1201’de yaptırılmıştır. Sade, süslemesiz yapı yıkık vaziyettedir. 

Kızılviran (Kızılören) Hanı: Konya-Beyşehir yolunda, Birinci Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından 1205’te yaptırılmıştır. Yazlık ve kışlık bölümlerinden meydana gelmiştir. Girişin solunda üst katta bir mescid vardır. 

Sultan Han: Konya-Aksaray yolu üzerinde Birinci Alaeddin Keykubad zamanında 1229’da yapılmıştır. 1278’de tamir gören yapı, yaklaşık 5000 m2’lik bir alanı kaplar. Dıştan kulelerle desteklenmiş görkemli bir kaleye benziyen han, bu türün en büyük ve güzel örneklerindendir. 

Horozlu Han: Konya-Akşehir yolu üzerinde Emir Camedar Eseddüddin Ruz-apa tarafından 1246-1249 yılları arasında yaptırılmıştır. Bir bölümü tamir edilen yapının avlusu yıkıktır. İsmin, horozla alakası olmayıp; Ruz-apa (Ruz-be, Uruz-be, Hunuz-be,...) kelimesinin etimolojik değişmesinden “Horozlu” adını almıştır. 

Ishaklı Han: Akşehir-Çay yolu üzerinde Fahreddin Ali Sahip Ata tarafından 1249’da yaptırılmıştır. KlasikSelçuklu sultan hanları planındadır. 

Kapu Camii: Eski Odun Pazarı Semtinde, Post Nişin Pir Hüseyin Çelebi tarafından 1568’de yaptırılmıştır. İki defa yıkılan, bir defa da yanan cami 1868’de bugünkü halini almıştır. İhyaiyye Camii diye de bilinir. Kapu Camii, Osmanlı devrinde Konya’da yapılan camilerin en büyüğüdür. 

Aziziye Camii: Türbe Caddesinde 1671-76 seneleri arasında Damad Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1867’de yanan camiyi 1875’te Sultan Abdülaziz’in annesiPertevniyal Valide Sultan yeniden tanzim ettirmiştir. Cami Barok-Rokoko Mimari tarzlarının birleşmesinden meydana gelmiştir. Çift minarelidir. 

Şemsi Tebrizi Mescidi ve Türbesi: Şems Mahallesindedir. Türbe ve mescidin yapılış tarihi bilinmemektedir. Önceleri bir mezarlık içinde bulunan mescid ve türbenin etrafı park haline getirilmiştir. 

Taş Mescid: Sultan Birinci İzzeddin Keykavus zamanında Hacı Ferruh tarafından 1215’te yaptırılmıştır. Ana giriş kapısı ve mihrap Selçuklu taş işçiliğinin ilk zengin örneklerindendir. 

Sırçalı Mescid: On üçüncü asırda yapıldığı tahmin edilen mescid, zengin çini mozaik süslemeleri ve tuğla örgüsüyle çok orjinal bir yapıdır. Sağlam olarak günümüze ulaşan, çini mozaik süslemeli mihrap, Selçuklu mihraplarının en güzel örneklerindendir. 

Tahir ile ZühreMescidi: Beyhekim Mahallesindedir. Kitabesi olmadığından kimin tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Yanında halk hikayelerine konu olmuş Tahir ile Zühre’nin türbesi vardır. 

Ali Gav Medresesi: Tarla Mahallesindedir. Yapım tarihi ve kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir. 1901’deki tamirattan sonra Mahmud Bey Medresesi ismini almıştır. Medresenin yanında Hacı Bektaş-ı Veli hazretlerinin talebelerinden Ali Gav Baba medfundur. 

Tacül Vezir Medresesi ve Türbesi: Dedebahçe Semtinin doğusunda İkinci Gıyaseddin Keyhüsrev devri vezirlerinden Taceddin MehmedBey tarafından yaptırılmıştır. Kaynaklarda medrese, hanekah, mescid ve türbeden meydana gelen bir külliye olduğu bildirilmektedir. Günümüze sadece türbe ve medrese ulaşmıştır. Türbede Vezir Taceddin ve torunları medfundur. 

Sırçalı Medrese: Gazli Alemşah MahallesindeSultan İkinci Alaeddin Keykubat’ın Lalası Bedreddin Müslih tarafından 1242’de yaptırılmıştır. Anadolu’daki çinili medreselerin ilk ve en güzel örneklerinden olan Medrese açık avluludur. Yanındaki türbede türbenin banisi Bedreddin Muslih medfundur. 

Karatay Medresesi: Alaeddin tepesinin kuzeyinde Emir Celaleddin tarafından 1251’de yaptırılmıştır. Selçuklu devri kapalı medreselerindendir. Doğusunda beyaz ve gök mermerden büyük bir taş kapısı vardır. Medrese günümüzde çini eserler müzesi olarak kullanılmaktadır. 

Küçük Karatay Medresesi: Karatay Medresesinin karşısında 1248-1250 yılları arasında Celaleddin Karatay’ın kardeşi Kemaleddin Timurtaş tarafından yaptırılmıştır. Açık avlulu medreselerdendir. 

İnce Minareli Medrese: Alaeddin Tepesinin batı eteğinde Selçuklu vezirlerinden Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından 1260’da yaptırılmıştır. Selçuklu devri kapalı medreseler tipindedir. Portal üzerine işlenmiş ayet ve motifler Selçuklu taş işlemeciliğinin şaheserlerindendir. Medresenin cami kısmı, yıkılmış sadece iki şerefeli ince uzun minaresi kalmıştı. 1901’de meydana gelen debremde de ikinci şerefe yıkılmıştır. Günümüzde taş ve ahşap eserler müzesi olarak kullanılmaktadır. 

Has Bey Darülhuffazı: Gazi Alemşah Mahallesinde, Karamanoğlu İkinci Mehmed Bey zamanında Hacı Has Bey oğlu Mehmed Bey tarafından 1421’de yaptırılmıştır. Tuğladan kare planlı bir yapıdır. Ahşap işlemeli kapısı Taş ve Ahşap Eserler Müzesindedir. 

Nasuh Bey Darülhuffazı: Karamanoğlu İkinciİbrahim Bey zamanında Kadıoğlu Nasuh Bey tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan kare planlı ve tek kubbelidir. Günümüzde İl Halk Kitaplığı Gazete Dergi Bölümü olarak kullanılmaktadır. 

Ulu Cami: Akşehir’de on üçüncü asrın başlarında yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Minaresi, 1213’te Ebu Said İbrahim tarafından yaptırılmıştır. Sultan Birinci Alaeddin Keykubat döneminde tamir ettirilen cami sonraki tamirlerden dolayı orijinalliğini kaybetmiştir. 

RüstemPaşa Kervansarayı: Ereğli ilçesinde Kanuni Sultan Süleyman devri sadrazamlarından Rüstem Paşa, Mimar Sinan’a yaptırmıştır. Kitabesi olmadığından kesin yapım tarihi bilinmemektedir. Bir bölümü yıkılmıştır. 

İkinciKılıçarslan Köşkü: Alaeddin tepesinin kuzey yamacında yer alan bu köşkü Birinci Alaeddin Keykubat tamir ettirdiği için uzun süre Alaeddin köşkü olarak bilinmiştir. Anadolu çini sanatının gelişimini gösteren önemli eserlerdendir. Günümüzde sadece doğu duvarları kalmıştır. 

Keykubat Sarayı: Beyşehir Gölünün güney batı kıyısında Birinci Alaeddin Keykubat’ın emri ile 1236’da veziri Mimar ve Nakkaş Sadeddin tarafından yaptırılmıştır. Anadolu Selçuklu devri sivil yapılarının en meşhur ve sanat tarihi açısından mühim eserlerindendir. 

images
images (3)
hqdefault
download (3)
download (2)
b_29310_konya_1__1239910133

Konya Ovası Projesi Mavi Tünel ile ovaya akmaya başladı

Osmanlı Padişahı Abdülhamit Han döneminde başlayan Konya Ovası Projesi Mavi Tünel ile Akdeniz'e dökülen sular, ovaya akmaya başladı.

AA | 22.05.2015 - 17:11

 

  1. Haberler 

  2. Emlak

   

Türkiye'nin GAP'tan sonra en büyük sulama yatırımı olan Konya Ovası Projesi (KOP) kapsamında çalışmaları yürütülen "Mavi Tünel" ile Akdeniz'e dökülen sular, ovaya akmaya başladı.

 

ASIRLIK RÜYA GERÇEKLEŞTİ

Göksu Havzası'ndaki suların, Bağbaşı, Bozkır ve Afşar barajlarında toplanarak Mavi Tünel vasıtasıyla Konya Havzası'na aktarılmasının amaçlandığı Mavi Tünel Projesi'nde, ilk kez ovaya su verilmeye başlandı. Böylelikle Osmanlı Padişahı 2. Abdülhamid döneminde başlayan "asırlık rüya" gerçekleşmiş oldu.

Bağbaşı, Bozkır ve Afşar Barajı'nda toplanan sular, 17 kilometrelik Mavi Tünel vasıtasıyla mavi regülatöre iletiliyor. Buradan Apa Barajı'na aktarılan su, ovada çiftçinin kullanımına sunuluyor. KOP ile Akdeniz'e boşa akan 700 milyon metreküp su, Konya Ovası'nın su ihtiyacını önemli ölçüde karşılamış olacak.

 

TARİHİ ANA TANIKLIK ETTİLER

Mavi Tünel'in sularıyla tarım arazilerinin sulanacağı bölgedeki 34 mahallenin muhtarı ile sulama kooperatifi başkanı, bu tarihi ana şahitlik etmek için Kuşça mevkisindeki Mavi Boğaz'a geldi. Heyecanlı bekleyişin ardından yapılan dua ile Mavi Tünel'den ilk su ovaya verildi.

Devlet Su İşleri (DSİ) Konya 4. Bölge Müdürü Mustafa Uzun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tarihi bir olaya tanıklık ettiklerini söyledi.

 

İLK ADIMI ABDÜLHAMİT HAN ATTI

Uzun, projenin, 150 yıl öncesine dayanan çok büyük bir rüyayı gerçeğe dönüştürdüğünü vurgulayarak şunları kaydetti, "Bu projenin başlangıcını Abdülhamit Han 120 yıl önce yapmıştı. Birkaç kere denemeler yapılmıştı ama yıllar boyu gerçekleştirilemedi. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın bu projenin gerçekleşmesinde büyük iradesi var. Yörenin evladı, Başbakanımız Ahmet Davutoğlu'nun yoğun gayret ve teşviki var. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun bizzat takip ettiği bir projeydi. DSİ Genel Müdürümüze ve çalışanlarımıza, müteahhitlerimize, emeği geçenlere teşekkür ediyorum."

 

TÜRKİYE'NİN EN GENİŞ YÜZEYLİ SUNİ GÖLÜ

Bağbaşı Barajı'nda depolanan 190 milyon metreküp suyun, Mavi Tünel vasıtasıyla Apa Barajı'na intikal ettirildiğini anlatan Uzun, bu suyun buradan da sulamada kullanılmak üzere ovaya aktarıldığını ifade etti.

Türkiye'nin en geniş yüzeyli suni gölü Mavi Tünel'den suların proje kapsamında yapımı devam eden 125 kilometrelik kanal vasıtasıyla Hotamış Depolaması'na iletileceğini ifade eden Uzun, burada oluşacak göletin, 55 kilometrekarelik alanla Türkiye'nin en geniş yüzeyli suni gölü olacağını dile getirdi.

 

© 2023 by Salt & Pepper. Proudly created with Wix.com

bottom of page